Türkiye'nin dış politikası
Türk devleti,
Lozan Antlaşması'nı
I. Dünya Savaşı'nın galip devletleri ile eşit koşullarda imzalamış ve milletlerarası alanda, bağımsız bir devlet olarak yerini almıştır.
Atatürk Döneminde dış politikalar
Atatürk; ''
Yurtta Sulh, Cihanda Sulh'' sözü ile uluslararası ilişkilerde Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî politikasının ne olacağını tüm dünyaya belirtmiştir.
Atatürk ''barışçıl'' ancak ''Türk Milleti'nin çıkarını'' gözeten bir dış politika izlemiş ve bunun için döneminde ''bölge eksenli'' oluşumlar sağlamaya çalışmıştır. Bunla hem ülkenin hem ekonomik ve siyasi açıdan Türkiye için önemli olan bölge ülkelerinin her alanda işbirliği yapmasını sağlayarak Batılı ülkelerin uygulamaya çalıştığı dış etkiyi kırmayı amaçlamıştır.
Türkiye ve
Milletler CemiyetiTürkiye,
Milletler Cemiyeti'nin kurucu üyesidir.
Sadabat Paktı
Mustafa Kemal, ölümünden bir yıl önce (
8 Temmuz 1937)’de gerçekleştirdiği
Sadabat Paktı ile
Ortadoğu ve
Kafkaslar'da
İran'ı kendisine asıl muhatap olarak görmüş
İran ile Türkiye'nin bölgesel işbirliği ve ortaklık antlaşması olarak
Sadabat Paktı'nın imzalanmasını gerçekleştirmiştir.Türkiye,
İran,
Afganistan ve daha sonra
Irak’ın katılmıştır. Sadabat Paktı,
II. Dünya Savaşı sonrasında hukûken yürürlükte kalmıştır ama Atatürk sonrasında unutulmuştur.
Balkan Antantı1934 de yapılan
Üçüncü Balkan Konferansı' ı sonucu ortaya çıkan Antant ile birlikte, taraflardan biri Balkanlı olmayan bir devlet tarafından saldırıya uğrar ve bir Balkan devleti de saldırgana yardım ederse, diğer tarafların bu Balkanlı saldırgana karşı birlikte savaşa gireceklerine dair gizli bir protokol de imzalanmıştı.
Atatürk Sonrası dış politika
Birleşmiş Milletler, NATO ve AB
Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri Birleşmiş Milletler, Türkiye'nin aralarında bulunduğu 51 ülkenin katılımıyla
24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuştur. Katılın ülke sayısı zamanla artarak günümüzde bu sayı 190'ı geçmiştir. Türkiye,
Birleşmiş Milletler'e ilk üye olan ülkelerden biridir ve
Birleşmiş Milletler ile
Kore,
Somali,
Bosna,
Filistin ve
Afganistana asker göndermiştir. Son olarak da
Lübnan'a asker gönderme kararı almıştır.
Türkiye,
Ekim 2008'de 192 ülkeden 151 ülkenin oyunu alarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği görevine seçilmiştir. Türkiye; 2 yıllığına bu görevinde,
Avusturya ile birlikte
Batı Avrupa'yı temsil etmektedir.
9 Nisan 1949'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kolektif savunma örgütü olarak bilinmektedir. Kurucu antlaşmanın özellikle 3., 4., ve 5. maddeleri önemlidir. Bu maddelerle üye ülkeler, ortak savunma için yeteneklerini geliştirmeye, herhangi bir üyenin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık ve güvenliği tehlikede olduğunda bir araya gelmeyi ve herhangi birine saldırıldığında bu saldırıya hepsine karşı yapılmış bir saldırı olarak kabul etmeyi taahhüt etmişlerdir.Türkiye ile
Avrupa Birliği arasındaki ilişki 40 yılı aşkın bir süreye dayanır.
Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak kurulduğu yıllarda, ortaklık için başvuran Türkiye, zaman zaman duraklayan ve zorlukla ilerleyen bu ilişkiyi, müzakere aşamasına kadar sürdürmüştür.
Türkiye ve Avrupa Birliği
DP, 31 Temmuz 1959'da
AET'ye ortak üye olmak için topluluk konseyine başvurdu.
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve
Menderes,
Zorlu,
Polatkan'ın idamları üzerine Fransa cumhurbaşkanı
Charles De Gaulle, Türkiye'nin üyeliğinin dondurulmasını istemiştir. AT ile görüşmeler Eylül 1959-Ekim 1960'da istişari olarak başladı. Askeri darbe yüzünden görüşmeler 1960'a kadar kesildi. Türkiye, gümrük birliği hedefiyle görüşmelerde yer aldı. 1963'e kadar görüşmeler yapıldı. 12 Eylül 1963'de
Ankara Anlaşması imzalandı, gümrük birliğine dayalı ve ortak üye olan Türkiye'nin tam üyeliğini amaçlayan anlaşma idi. 22 Temmuz 1970'de Katma Protokol imzalandı. Türkiye 25 Aralık 1976'da tek taraflı kararla bütün yükümlülüklerini dondurdu. 21 Eylül 1979'da iki taraf, ilişkileri 5 yıllığına dondurdu. 6 Şubat 1980'de dışişleri bakanı
Hayrettin Erkmen, Türkiye'nin tam üyelik için başvuruda bulunacağını açıkladı. Ancak, 12 Eylül 1980'deki askeri darbe ile ilişkiler 6 yıl daha donduruldu. Türk parlamenterlerin üyelikleri düşürüldü. Avrupa, Türkiye'den
demokrasiye dönüş takvimi uygulamasını istedi. 1986'da ilişkiler tekrar başlatıldı. 1987'de uyum anlaşması yapıldı. 18 Aralık 1989'da AT Komisyonu Türkiye’nin tam üyelik başvurusu hakkındaki görüşünü açıklamış, topluluğun 1992'den önce yeni üye kabul etmeyeceğini belirtmiştir. 21 Ocak 1992'de iki taraf arasında teknik işbirliği programı imzalandı. 21 Ocak 1992'de çalışma programı
Ankara'da imzalandı. 6 Mart 1995'de ortaklık konseyi kararında AB'ye Türkiye'nin gümrük birliği temelinde katılması
AP'nin onay sürecine bağlandı. 2003 yılında Türkiye ile üyelik görüşmeleri başladı, ancak ucu açıklık ve hazmetme kapasitesi şartları konuldu, üyelik müzakere başlıkları 2005'de donduruldu.
Papa ve
Fransa,
Almanya gibi kurucu üyelerin liderleri Türkiye'nin AB'ye girmesinin imkânsızlığını açıkladılar.